Sert havalarda ikindi vakti bir rüzgâr esermiş Selanik'te kuzeybatıdan Yangın kıvılcımlarını yıldız gibi çoğaltır, alevleri dört yana savurup şehri kül edermiş... "Vardar rüzgârı" dermiş ona eski Selanik halkı...Mustafa Kemal'in hem yaşıtı hem de memleketlisi Cenap Fehmi'yi, bin sekiz yüz doksan sekizin sonlarında Makedonya topraklarından, doğup büyüdüğü Selanik'ten, bir daha dönmemecesine İstanbul'a sürükleyen de böyle bir rüzgârdı belki...Bir başka yangın yerinde tiyatrosu, gazinosu, kumarhanesiyle ünlü Concordia'nın kararmış taş duvarları arasında Rum kızı Dimitra'yla karşılaştı bir sabah Cenap Fehmi... Çok sevdi... Çok da sevildi...Çanakkale cehenneminde yaşadı aylarca... Mustafa Kemal'in askerlerinden biriydi artık... O'nu yakından gördü cephede... Ürperdi... "Bakışlarından mavi bir ışık yayılıyor sanki," dedi kendi kendine, "bizim oralarda deniz gözlü, altın saçlı adam pek çoktur ama. böylesine hiç rastlamadım doğrusu..."Yıllar sonra bir gün yine esti Vardar rüzgârı kuzeybatıdan... Bu kez Anadolu bozkırının ortasında köhne bir şehre, Milli Mücadele 'nin gözbebeği Ankara 'ya doğru...
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.