P>Çağımızda, yaya mekanlarının büyüklüğü, uzunluğu ve zenginliği kentlerin yaşam kalitesini belirleyen önemli göstergelerden bir tanesi olmuştur.Genişletilmiş ikinci baskıyı hazırlarken bazı kentlerimizin tarihi merkezlerinde yayalara ayrılan mekanların düzenlendiğini görmekten mutluluk duymaktayız.Ülkemizde en iyi örnek İstanbul Kapalı Çarşısıdır. Bir sokağın üstünün kapatılması ile başlanan Kapalı Çarşı, bugün 14 hektarlık bir alanda tümüyle yayalara ayrılmış olarak günlük 400.000 kişilik ziyaretçi sayısına hizmet etmektedir. Alanın genişletme çalışmalarına başlanmıştır.Bugün, büyük alışveriş merkezleri yaya mekanlarının kullanımında yeni örnekler sunmaktadırlar. Uygulamalar işlevsel çeşitlilik ile zenginleştirilmekte konut, ticaret, eğlence, yeme-içme, spor, kültür, vb. alanlarıyla zengin mekanlar oluşturmaya başlamışlardır. Araçsız olmaz diyenlere en son yapılan alışveriş merkezinde 26 hektarlık kapalı mekanlar oluşturulmuştur.Tarihi kent merkezlerinde geniş bahçeleriyle yer tutan okullar miras yedilerin en çok dikkatini çekmektedir. Öğrenciler toplumdan koparılmaya çalışılmakta kentlerin çeperlerindeki alanlara itilmektedir.Benzer şekilde üniversiteler de kentten koparılmaktadır. Böylece öğrenciler, en güzel şekilde değerlendirecekleri zamanlarını, taşıt içerisinde stresle dolu yolculuklara mahkum edilmektedirler.Yurtdışındaki örneklerde ise öğrencilerin yaya veya bisikletle okullarına gidebilmelerini sağlamak amacıyla çözümler üretilmektedir. Okullar aynı zamanda mahallelerin evi, toplantı yeri, kültür merkezi olarak kullanılmaktadır.Toplu taşıma yerine özel otomobillerin kullanımına ağırlık veren belediyeler, kent merkezlerini yaşanmaz hale getirmişlerdir. On kat daha fazla enerji gerektiren, engelli ve yaşlıları yok sayan, estetik olmayan çelik yaya üst geçitlerini her yere yapmakta sakınca görmemektedirler.İki yayın arasında, yayalara saygı duymayan aşağıdaki uygulamalar da görülmüştür:
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.