(...) Öncelikle şu bilinmelidir ki, demokrasi insanlığın binlerce yıl öncesinden keşfettiği; içinde büyük mutluluklar içerisinde yaşadığı; insanların özgür ve eşit bir biçimde "kendilerini" yaşadığı ve ifade ettiği bir rejim değildir. Demokrasi, düşünce olarak her ne kadar milattan önceye kadar gitse de, ancak ve ancak 20. yüzyılda önemli bir ivme kazanmış ve bütün insanlığın "benimseyebileceği", "özümseyebi-leceği" ve "geliştirebileceği" en ideal rejim kimliğini kazanmıştır. Hepimizin bildiği gibi, dünyanın hala büyük bir kısmı için bir hayalden öteye geçemeyen demokrasi, iki büyük Dünya Sa-vaşı'ndan sonra ancak genel kabul görmeye başlamış; insan onuruna en uygun ve insan haklarının korunmasına elverişli bir sistem olarak yaygınlaşmaya başlamıştır. (...) -Kitabın İçinden Sayfa 95-
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.