ZÜMRÜDÜANKA İSTANBUL THE PHOENIX

FİYAT BİLGİSİ

Fiyat Bilgisi Yükleniyor


Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.

Kitap ile ilgili henüz alıntı paylaşılmamış.

Kitap Bilgileri

Kitap Yazarı Sinan Gürdağcık
Yayınevi ALTERNATİF YAYINLARI
ISBN 9789758015085
Sayfa Sayısı 191
Tür #kültür sanat #genel

İstanbul'un (ve diğer nadide örneklerin) tarafımızdan büyük bir iştahla tüketilişine bir açıklama getirmeye çalışanların, sokakları "son bir umut işte '." diyerek son bir gayretle adımlayıp şehrin ruhundan bir iz bulamayanların; bu tükenmişlik içinde "Bizim çocukluğumuzda..." diyerek söze başlayan ve son demlerini yaşayan doğma büyüme İstanbulluların hatıralarına, sandık odalarındaki evrak-ı metrukeye, gravürlere, taş baskılara, siyah-beyaz fotografilere, seyyahların anılarına; tarihlere ve tarihçelere dört elle sarılanların "İstanbul'a ne oldu?" sorusuna sayın Kılıçbay'ın söylediğinden daha sarih bir cevap var mı?İstanbul'un gerçek ruhuna dair tüm izlerin turistik gösterilerle Örtüldüğü; şehrin lafzının ve ruhunun çirkin bir yağma kültürünün elinde yok olduğu bir ortamda, gerçek İstanbul ruhundan esintiler şeklinde bize ulaşan her çaba İstanbul'a hürmeti olanların sevgi ve saygısına mazhar oluyor.İstanbul ahalisinin, "zerafet" sözcüğünün tüm anlamlarını taşıdığı bir donemde çocukluğunu yaşarken kendisini bu şehre ait hisseden Necdet Çatak; önce ekmeklerin bozulduğu bu şehirde, lisanın da münasip olmaktan çıktığını gördüğü gün, şehrine olan bağlılığını tuvale taşımaya karar vermiş bir İstanbul insanı.Umarsız bir çaba değil bu aslında. Necdet Çatak istiyor ki, bu şehir bir gün küllerinin içinden yeniden doğarsa, bu doğuşu anlamak isteyenlere şehrin gerçek ruhundan izler kalmış olsun.İstanbul'un ruhunu anlamış ve yaşamış olan Ahmet Hamdi Tanpınar, bir düşün insanının gerçekçi yaklaşımı ve İstanbul'a çok yakışan üslubuyla kaleme aldığı, insana huzur veren Beş Şehir'inde İstanbul'u anlatırken; "Hayır, İstanbul'a yeni bir hayat, yeni bayram,yeni eğlence şekli, yeni zaman lazım. İstanbul artık bundan böyle ekmeğini çalışarak kazanan bir şehirdir. Her şey ona göre düzenlenmelidir." derken , nadide örneklere saldırmayı bir hayat felsefesi haline getirdiğimizi bilerek, nadide örneklere saldırmadan da zamana ayak uyduran bir İstanbul kurmanın mümkün olduğunu anlatmryor-mu? Bu yeni İstanbul'un maziden gelenlerinin neler olduğunu bir bir sıralamıyor mu?Zümrüdüanka, külleri içinden yeniden doğacağı umudunu yitirmediğimiz İstanbul'a maziden gelen bir armağan olsun.