Büyük Türk Sultanı Alp Arslan'dan kesin olarak fetih emrini alan değerli Türk komutanları, dört bir yandan Anadolu'ya girerek her tarafı taradı lar. Fakat bu harekât kesinlikle bir istilâ hareke ti değildi. Atalarımızın en büyük arzuları, bu gü zel ülkeyi yakıp yıkmak yerine, Türk-İslâm sen tezi ile müzeyyen kılmak ve yeni bir medeniyet alanı haline getirmekti. Yani fethi gerçekleştir mekti. Bunu gerçekleştirmek için de çok yorucu bir çalışma yapmak zorunda kaldılar. Malazgirt Zaferi ile açılan Anadolu kapılan bir daha ka panmadı.İslâm'ın kılıcını taşıyan Türkler, İslâm'ın nimet erini bundan mahrum olan ülkelere götürmeye çalıştıkları bir sırada, bütün Batı âlemi Haçlı a dıyla birleşerek Anadolu'ya saldırdılar. Fakat bunların karşısında imân ve ümitlerini hiç bir aman yitirmeyen ecdadımız, top yekûn bir mü cadele ile vatanlannı korumuşlar ve Haçlıların çoğuna, bu topraklan mezar yapmışlardır. Artık XII. yüzyılın başlarında Anadolu'nun ismi, Batı kaynaklarında "Turquie"dır.Alâeddin Keykubâd zamanında, Anadolu Selçuk lu Devleti cihan devleti olmuş, Türkiye'nin her tarafı sosyal müesseseler ile donatılmış, ilim en yüksek zirvesine ulaşmıştır. Bu kadar sağlam te meller üzerine oturan devleti Moğollar birden bire yıkamamışlar, yıktık zannettikleri bir za manda da uçlarda yeni bir hayat başlamıştır. Bunlardan Osmanlıların yıldızı daha da parlak doğmuş, hayat suyunu Selçuklulardan alarak, müesseselerini bu temel üzerine, fakat daha mü kemmel bir şekilde kurmuşlardır.
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.