Aşkın Hâlleri'nde Hüseyin Su, insanı, aşkın birçok haliyle yüzleştirir. Şöyle der: "Aşkın Hâlleri'nde kadın erkek, genç yaşlı herkes bu hâllerden birini, hatta birçoğunu yaşamaktadır... Kimi zaman cesur ve atak, kimi zaman da korkaktır; çekinir ve ürker. Bazen gözü döner. Yıkılır ya da yıkar. Feraseti açılır ya da hayret edip öylece kalıverir. Ne aradığını bilemez hâle gelir. Bütün bir dünyayı istediğini sanır ve onun ardına düşer. Münzevileşir, yalnızlığını kutsar, dilsizleşir. Erkek kuşatılır, kadın kuşatır. Aşkta güçlü olan kadındır; daha mantıklı, daha hesaplı ve daha hâkimdir. Erkek daha zayıftır. Sevdiği hiçbir kadına güç yetirebilen hatta onunla kendisini eşitleyebilen erkek yoktur. Âşık, hiçbir zaman kendini görmez, ben demez, sevgisini fedakârlık olarak anmaz ve anlamaz. Hep sevdiğini yüceltir çünkü onunla dünyasını doldurmuştur. Görmek istediği yalnızca bir yüz/sürettir. Ona göre bütün oluş, içinde bulunduğu hâlden ibarettir." Ona göre "Aşk, insanın, imkânsızlığa tutkusu, imkânsızın ardından koşma hırsıdır. Bir anlamda incelme, bir başka anlamda da beşeriliğe meyletme, gönül indirme hâlidir. Aşkın yüzü şehvete döndüğünde düşüş; güzelliğe, saflığa döndüğünde ve ruhsal arayışa geçtiğinde incelme başlar."
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.