İnsanların birbirini ilk tanıma anındaki mesafeyi yok eden şey neydi; konuşmak mı, bir arada zaman geçirmek mi, birbirini daha iyi tanımak mı? Siz'den sen'e geçiş gibi, ne zaman ve neden öyle olduğu anlaşılamayan bir şeydi bu.
“O kitapları demek istiyorum, onların birini bile bir günde okuyamaz insan.”
“Onca sayfa okunur mu hiç ya? Özetlerine baktım.”
Bunları söylerken kucağındaki iPad’i işaret ediyordu. O zaman hayatı, aşkı, ölümü, felsefeyi, edebiyatı 140 karakterlik tweet’lerle ifade eden bir kuşakla konuştuğumu daha derinden kavradım. Aramızdaki uçurum kapanmayacak cinstendi.
Bu tepeden Karadeniz'in bir insan gibi değişen, kılıktan kılığa giren hallerini izlemeye gelirdim. Bazen öfkelenir, bitmek bilmeyen bir enerjiyle sahildeki kayalıklara kafa atardı, bazen kıyı çizgisini diliyle nazlı nazlı yalardı, ender olarak da bir göl gibi kıpırtısız kalır, içine kapanırdı. Karadeniz'i bir roman kahramanı gibi ruhsal gelgitler, öfkeleri, sevdaları, umutları ve mutsuzluklarıyka tanımayı öğrenmiştim.
“Hayvanların yaptığı gibi neredeyse hafızasız yaşamak ve mutlu olmak mümkündür ama hiçbir şeyi unutmadan yaşamak imkânsızdır” diye yazmıştı. “ Ya da konuyu daha basit bir biçimde açıklarsak; uykusuzluk, derin düşünceye dalmak, tarihselliği hissetmek,yaşayanlar için zararlı ve sonunda ölümcüldür.
Bu ‘yaşayanlar’ kavramının içine bir insan, bir halk ya da bir kültür dahildir.”
- 20/06/2017 19:30
İnsanların birbirini ilk tanıma anındaki mesafeyi yok eden şey neydi; konuşmak mı, bir arada zaman geçirmek mi, birbirini daha iyi tanımak mı? Siz'den sen'e geçiş gibi, ne zaman ve neden öyle olduğu anlaşılamayan bir şeydi bu.
- 26/01/2017 23:30
“O kitapları demek istiyorum, onların birini bile bir günde okuyamaz insan.” “Onca sayfa okunur mu hiç ya? Özetlerine baktım.” Bunları söylerken kucağındaki iPad’i işaret ediyordu. O zaman hayatı, aşkı, ölümü, felsefeyi, edebiyatı 140 karakterlik tweet’lerle ifade eden bir kuşakla konuştuğumu daha derinden kavradım. Aramızdaki uçurum kapanmayacak cinstendi.
- 21/08/2017 01:30
Bu tepeden Karadeniz'in bir insan gibi değişen, kılıktan kılığa giren hallerini izlemeye gelirdim. Bazen öfkelenir, bitmek bilmeyen bir enerjiyle sahildeki kayalıklara kafa atardı, bazen kıyı çizgisini diliyle nazlı nazlı yalardı, ender olarak da bir göl gibi kıpırtısız kalır, içine kapanırdı. Karadeniz'i bir roman kahramanı gibi ruhsal gelgitler, öfkeleri, sevdaları, umutları ve mutsuzluklarıyka tanımayı öğrenmiştim.
- 01/09/2017 19:30
“Hayvanların yaptığı gibi neredeyse hafızasız yaşamak ve mutlu olmak mümkündür ama hiçbir şeyi unutmadan yaşamak imkânsızdır” diye yazmıştı. “ Ya da konuyu daha basit bir biçimde açıklarsak; uykusuzluk, derin düşünceye dalmak, tarihselliği hissetmek,yaşayanlar için zararlı ve sonunda ölümcüldür. Bu ‘yaşayanlar’ kavramının içine bir insan, bir halk ya da bir kültür dahildir.”
- 24/08/2017 05:30
Edebiyat gerçekten daha gerçektir.