(...)
-Ne oldu, neler oldu, seni bu hale kim koydu?
Hürrem, derin ve çok derin bir bakışla efendisini süzdü, elinin tersiyle gözlerini sildi.
- Ne olacak efem, aşkın cezasını çektim. Meğer size kul olmak, size gönül vermek suçmuş. Hele sizden iltifat görmek masum bir kıza ölüm getirirmiş. Bunu dün bilmiyordum, bugün öğrendim. Sövülerek öğrendim, dövülerek öğrendim. Kaderimde efendimi dünya gözüyle bir daha görmek olmasaydı çoktan geberip gitmiş olacaktım. Size kulluğumu suç sayanlar yanlışlıkla canımı bağışladılar. Niyetleri beni döve döve öldürmekti. Nasılsa işi yarım bıraktılar, beni yarı ölüye çevirmeyi yeter buldular. İşte olan, biten bu!
Hürrem bu nutku on saatten beri kelime kelime hazırlamıştı, ayna önünde okuya okuya ezber etmişti. Lakin yüreğinden taze kopmuş bir feryat gibi tabii olarak söylüyordu, dinleyenlere heyecan veriyordu. Süleyman, yumruklarını sıkarak, dişlerini dudaklarına geçirerek içinden yükselip gelmekte olan feveranı hapse çalışıyordu. Kızın sustuğunu görünce sorusunun cevapsız kalan kısmını tekrarladı.
(...)
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.