Savaşın ilk kurbanı hep gerçekler olurmuş... İkiz Kuleler ve Pentagon'a çakılan uçaklar da dünyayı bir savaş havasına soktu. Afganistan bombardımanı ile başlayan savaşta yine gerçekler mi kurban edilecek? Savaş koşullarında gazetecilik nasıl yapılır?
Ulusal güvenlik, ulusal çıkar ve devlet sırrı gibi, gazeteciler için son derece netameli konular medyanın gündeminde... "Özgür basının beşiği" olarak bilinen Britanya ve ABD'de de bile sansürün ayak sesleri duyuluyor. Ulusal güvenlik, devlet sırrı gibi kavramlar ne anlama geliyor? Bir bilginin "sır" olduğuna, onu yazmanın ulusal çıkara aykırı olduğuna kim, nasıl karar veriyor? Medya ve demokrasi arasında nasıl bir ilişki var? İkiz Kuleler; demokrasi, özgürlükler, insan hakları ve sivil toplum örgütleri üzerine de mi yıkılacak? Peki kamu yararı nedir? Dünyanın savaşa sürüklendiği günlerde ve yüzbinlerce insanın işinden, aşından olduğu Türkiye'de hala nasıl televole haberciliği, habeğlendiricilik yapılabiliyor?
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.