"Kelebeklerle arkadaş olunabilir mi?"
"Kelebeklerle arkadaş olabilmen için, önce doğanın bir parçası olman gerek. İnsan kokusunu silip, sabırla bekleyerek, ağaç, ot yada çiçek olduğuna inanacaksın. Zaman alır, ama karşı taraf bir kez razı olursa, sonrasında doğal olarak arkadaş olursun. "
Taksinin radyosunda FM’den klasik müzik programı yayınlanıyordu. Çalan parça, Janáček’in “Sinfonietta” adlı eseriydi. Tıkanmış trafiğin ortasında kalakalmış bir takside dinlemek için uygun bir müzik olduğu söylenemezdi. Orta yaşlı şoför, sanki pruvada durmuş, kaygı verici dalgaları okumaya çalışan usta bir balıkçı gibi, ön tarafta kesintisiz uzayan araba kuyruğunu sessizce izliyordu sadece. Arka koltuğa iyice gömülen Aomame gözlerini hafifçe kapatmış, müziği dinliyordu.
Janáček’in “Sinfonietta”sının başlangıcını duyar duymaz, o müziğin Janáček’in “Sinfonietta”sı olduğunu hemen bilecek kaç kişi çıkar acaba? Muhtemelen “çok az” ile “neredeyse hiç” arasında bir yerlere denk düşen bir sayı. Fakat nedense, Aomame biliyordu.
Yapanlar bir mantık uydurarak, yaptıklarını meşru göstererek unutabilir. Görmek istemedikleri şeylerden bakışlarını kaçırabilir. Fakat mağdur taraf unutmaz. Bakışlarını da kaçıramaz. Anılar anne babadan çocuğa aktarılır. Dünya dediğin şey Aomame, birbiriyle çelişen anıların sonu gelmez savaşıdır.
- 11/08/2017 15:30
Ben hareket ediyorum. O sayede varım.
- 21/08/2017 19:30
"Kelebeklerle arkadaş olunabilir mi?" "Kelebeklerle arkadaş olabilmen için, önce doğanın bir parçası olman gerek. İnsan kokusunu silip, sabırla bekleyerek, ağaç, ot yada çiçek olduğuna inanacaksın. Zaman alır, ama karşı taraf bir kez razı olursa, sonrasında doğal olarak arkadaş olursun. "
- 17/12/2016 18:30
Gerçek daima tektir.
- 29/05/2017 01:30
Taksinin radyosunda FM’den klasik müzik programı yayınlanıyordu. Çalan parça, Janáček’in “Sinfonietta” adlı eseriydi. Tıkanmış trafiğin ortasında kalakalmış bir takside dinlemek için uygun bir müzik olduğu söylenemezdi. Orta yaşlı şoför, sanki pruvada durmuş, kaygı verici dalgaları okumaya çalışan usta bir balıkçı gibi, ön tarafta kesintisiz uzayan araba kuyruğunu sessizce izliyordu sadece. Arka koltuğa iyice gömülen Aomame gözlerini hafifçe kapatmış, müziği dinliyordu. Janáček’in “Sinfonietta”sının başlangıcını duyar duymaz, o müziğin Janáček’in “Sinfonietta”sı olduğunu hemen bilecek kaç kişi çıkar acaba? Muhtemelen “çok az” ile “neredeyse hiç” arasında bir yerlere denk düşen bir sayı. Fakat nedense, Aomame biliyordu.
- 13/08/2017 07:30
Yapanlar bir mantık uydurarak, yaptıklarını meşru göstererek unutabilir. Görmek istemedikleri şeylerden bakışlarını kaçırabilir. Fakat mağdur taraf unutmaz. Bakışlarını da kaçıramaz. Anılar anne babadan çocuğa aktarılır. Dünya dediğin şey Aomame, birbiriyle çelişen anıların sonu gelmez savaşıdır.