Kötü'ye taksit taksit ödeme yapılamaz oysa hep böyle yapılmaya çalışılır.
Büyük İskender, gençliğinde kazandığı askeri başarılara, kurduğu mükemmel orduya, içinde hissettiği dünyayı değiştirmeye yeten güçlere karşın, Çanakkale Boğazı'nın önünde kalıp asla karşıya geçemeyebilirdi. Bu da ne korkudan, ne kararsızlıktan, ne de irade güçsüzlüğünden olurdu, sadece yerçekimine bağlanabilirdi bu.
Hiçkimse eninde sonunda kendisine zarar verecek bir şeyi isteyemez. Kimi insanda böyle bir durum görünüyorsa belki de herkeste var bu görünüm nedeni, o insanın içindeki iki ayrı kişiden birinin kendisine yararlı bir istekte bulunmasına karşın, bu isteğin karar verilirken yarı düşüncesine başvurulan ötekisine zarar vermesidir. İnsan, ancak karar sırasında değil, daha başlangıçta içindeki ikinci kişinin tarafını tuttuysa, ilk kişi ve onunla birlikte söz konusu istek de silinip gider.
Hiçbir zaman, yeterince hazırlanmış olmuyor, ama bunun için kendisini suçlayamaz, çünkü her dakika hazır olunmasını amansızca isteyen bir hayatta insan hazırlanmaya ne zaman vakit bulabilir? Zaman olsa bile, görevini bilmeden önce insan nasıl hazırlanabilir, bir başka deyişle, herhangi bir doğal ehli olabilir, yapay olarak hazırlanmış herhangi bir işin? İşte bu sebepten dolayı uzun zaman önce iflas etti; yeterince tuhaf, ama aynı zamanda yeterince avutucu, bu, kendisi için en az hazırlandığı durumdu.
Arşimet noktasını buldu, ama kendisine karşı kullandı onu; anlaşılan bu koşulla
keşfetmesine izin verilmişti.
Çevremizdeki acıların tamamını bizim de çekmemiz gerekiyor. Hepimizin ortak bir vücudu yoktur, ama ortak bir büyüme yolumuz vardır, ve bu ise, şu ya da bu biçimde, acılar içinden götürür bizi. Nasıl ki çocuk belli bir gelişim sonucu yaşamın tüm evrelerinden geçer (her evre de istek ve korku bakımından bir önceki için erişilmez görünür aslında), yaşlanır ve sonunda ölürse, biz de bunun gibi (insanlıkla aramızdaki bağ, kendimizle aramızdaki bağdan güçsüz değildir), yaşadığımız dünyanın tüm acılarından geçerek gelişiriz. Bu konuda adalete yer yoktur, acılardan ürkmeye ya da acıları üstünlük olarak nitelemeye de yer yoktur.
Ebedi yaşamın bir vakit sürdürüldüğüne ilişkin olup, zamana bağımlılığımızı haklı gösteren en güçsüz inanış bile, günahkârlık içinde yaşadığımıza ilişkin şimdiki en merhametsiz inançtan ne kadar daha çok iç bunaltıcıdır.. Ancak, saflığı içinde ikincisi bütünüyle kapsayan birinci inanışa katlanma gücüdür ki, inancın ölçüsünü oluşturur.
Birçokları, ilk büyük aldatışın yanında, her durumda kendi bireysel durumları için küçük çapta özel bir aldatışın düzenlendiği, üstelik de bunun onların yararı düşünülerek yapıldığına inanır, örneğin, sahnede bir aşk oyunu canlandırılıyorsa, kadın oyuncunun, oyundaki sevgilisine yapmacık gülümsemesinin dışında, üst galeride belirli bir seyirciye sinsi sinsi gülümsediği kanısındadır. Bu böyle sürer gider.
- 30/06/2017 07:30
Kötü'ye taksit taksit ödeme yapılamaz oysa hep böyle yapılmaya çalışılır. Büyük İskender, gençliğinde kazandığı askeri başarılara, kurduğu mükemmel orduya, içinde hissettiği dünyayı değiştirmeye yeten güçlere karşın, Çanakkale Boğazı'nın önünde kalıp asla karşıya geçemeyebilirdi. Bu da ne korkudan, ne kararsızlıktan, ne de irade güçsüzlüğünden olurdu, sadece yerçekimine bağlanabilirdi bu.
- 27/03/2017 14:30
Hiçkimse eninde sonunda kendisine zarar verecek bir şeyi isteyemez. Kimi insanda böyle bir durum görünüyorsa belki de herkeste var bu görünüm nedeni, o insanın içindeki iki ayrı kişiden birinin kendisine yararlı bir istekte bulunmasına karşın, bu isteğin karar verilirken yarı düşüncesine başvurulan ötekisine zarar vermesidir. İnsan, ancak karar sırasında değil, daha başlangıçta içindeki ikinci kişinin tarafını tuttuysa, ilk kişi ve onunla birlikte söz konusu istek de silinip gider.
- 05/08/2017 04:30
Hiçbir zaman, yeterince hazırlanmış olmuyor, ama bunun için kendisini suçlayamaz, çünkü her dakika hazır olunmasını amansızca isteyen bir hayatta insan hazırlanmaya ne zaman vakit bulabilir? Zaman olsa bile, görevini bilmeden önce insan nasıl hazırlanabilir, bir başka deyişle, herhangi bir doğal ehli olabilir, yapay olarak hazırlanmış herhangi bir işin? İşte bu sebepten dolayı uzun zaman önce iflas etti; yeterince tuhaf, ama aynı zamanda yeterince avutucu, bu, kendisi için en az hazırlandığı durumdu. Arşimet noktasını buldu, ama kendisine karşı kullandı onu; anlaşılan bu koşulla keşfetmesine izin verilmişti.
- 21/07/2017 17:30
Çevremizdeki acıların tamamını bizim de çekmemiz gerekiyor. Hepimizin ortak bir vücudu yoktur, ama ortak bir büyüme yolumuz vardır, ve bu ise, şu ya da bu biçimde, acılar içinden götürür bizi. Nasıl ki çocuk belli bir gelişim sonucu yaşamın tüm evrelerinden geçer (her evre de istek ve korku bakımından bir önceki için erişilmez görünür aslında), yaşlanır ve sonunda ölürse, biz de bunun gibi (insanlıkla aramızdaki bağ, kendimizle aramızdaki bağdan güçsüz değildir), yaşadığımız dünyanın tüm acılarından geçerek gelişiriz. Bu konuda adalete yer yoktur, acılardan ürkmeye ya da acıları üstünlük olarak nitelemeye de yer yoktur.
- 05/07/2017 04:30
Ebedi yaşamın bir vakit sürdürüldüğüne ilişkin olup, zamana bağımlılığımızı haklı gösteren en güçsüz inanış bile, günahkârlık içinde yaşadığımıza ilişkin şimdiki en merhametsiz inançtan ne kadar daha çok iç bunaltıcıdır.. Ancak, saflığı içinde ikincisi bütünüyle kapsayan birinci inanışa katlanma gücüdür ki, inancın ölçüsünü oluşturur. Birçokları, ilk büyük aldatışın yanında, her durumda kendi bireysel durumları için küçük çapta özel bir aldatışın düzenlendiği, üstelik de bunun onların yararı düşünülerek yapıldığına inanır, örneğin, sahnede bir aşk oyunu canlandırılıyorsa, kadın oyuncunun, oyundaki sevgilisine yapmacık gülümsemesinin dışında, üst galeride belirli bir seyirciye sinsi sinsi gülümsediği kanısındadır. Bu böyle sürer gider.