Arzularıma gem vuracağım diye arzuluyorum. Arzulara gem vurmak, ruhundan yayılan sonsuz ışık demetinin rastgele seçilmiş bir tanesinde etkin olma arzusudur. Eğer çevremde buna benzer yörüngeler çizmek zorundaysam, yapacağım en doğru şey, hiç harekete geçmeksizin, ağzım hayretten açılmış, büyük düzeni izlemektir sadece ve bu hareketsizliğin bana kazandıracağı e contrario güçten yararlanmak.
İki düşmanı var; birincisi arkasından, köklerinden sıkıştırıyor onu; ikincisi ise önündeki yolu sürgülüyor. İkisiyle de mücadele ediyor. Gerçekte birincisi ikincisiyle mücadelesinde onu destekliyor, çünkü onu ileriye doğru itmeyi istiyor, ve aynı şekilde ikincisi birincisiyle mücadelesinde onu destekliyor; çünkü onu geriye doğru sürüyor. Ama bu ancak kuramsal olarak böyle; çünkü sadece iki düşman değil var olan, kendisi de var, ve onun niyetinin ne olduğunu kim gerçekten bilebilir?
Bilgeliğin başladığına ilk işaret, ölmek isteğidir. Bu yaşam dayanılmaz görünür, bir başkası ise erişilmez. İnsan ölmek istediği için utanmaz artık; nefret ettiği eski hücresinden alınıp ilk işi nefret etmeyi öğrenmek olacağı yeni hücresine konulmak için yalvarıp yakarır. Bunda belirli bir inancın kalıntısı da etkilidir; taşınma sırasında efendi koridorda görünecek, tutukluya şöyle bir bakacak ve diyecektir ki: "Bu adamın yeniden hücreye kapatılmasına gerek yok. O bana geliyor artık."
Kendi alın kemiği kendi yolunu tıkıyor. (Kendi alnına toslayarak alnını kana buluyor.) O, kendini bu dünyada hapsedilmiş hissediyor, kuşatılmış hissediyor kendini; tutuklunun üzüntüsü, acizliği, hastalığı, çılgın kuruntuları onun içinde de infilak ediyor; hiçbir avuntu onu avutamaz, salt avuntu olduğu için, tutsaklığın hayvani gerçeğine karşı nazik ve baş ağrıtan bir avuntu olduğu için. Ama eğer gerçekten ne istediği sorulsa, cevap veremez, çünkü bu onun en sağlam delillerinden biri özgürlük fikrine sahip değil.
Dilim şeklinde bir parça, başının arka kısmından kesip çıkarılıyor. Güneş o boşluktan içeri bakıyor ve onunla birlikte tüm dünya. Bu O'nu sinirlendiriyor, yaptığı işe olan dikkatini dağıtıyor, üstelik oyunun dışında bırakılanın özellikle kendisi olması sinirine dokunuyor.Bir sonraki gün tutukluluğun değişmeden sürmesi, hatta daha da sıkılaşması, hatta hiç bitmeyeceğinin kesinlikle belirtilmesi bile, kesin özgürlük önsezisinin yürütüldüğü anlamına gelmez. Aksine, bütün bunlar kesin özgürlüğün zorunlu bir ön koşulu olabilir.
- 13/08/2017 22:30
Arzularıma gem vuracağım diye arzuluyorum. Arzulara gem vurmak, ruhundan yayılan sonsuz ışık demetinin rastgele seçilmiş bir tanesinde etkin olma arzusudur. Eğer çevremde buna benzer yörüngeler çizmek zorundaysam, yapacağım en doğru şey, hiç harekete geçmeksizin, ağzım hayretten açılmış, büyük düzeni izlemektir sadece ve bu hareketsizliğin bana kazandıracağı e contrario güçten yararlanmak.
- 24/03/2017 14:30
İki düşmanı var; birincisi arkasından, köklerinden sıkıştırıyor onu; ikincisi ise önündeki yolu sürgülüyor. İkisiyle de mücadele ediyor. Gerçekte birincisi ikincisiyle mücadelesinde onu destekliyor, çünkü onu ileriye doğru itmeyi istiyor, ve aynı şekilde ikincisi birincisiyle mücadelesinde onu destekliyor; çünkü onu geriye doğru sürüyor. Ama bu ancak kuramsal olarak böyle; çünkü sadece iki düşman değil var olan, kendisi de var, ve onun niyetinin ne olduğunu kim gerçekten bilebilir?
- 24/06/2017 12:30
Bilgeliğin başladığına ilk işaret, ölmek isteğidir. Bu yaşam dayanılmaz görünür, bir başkası ise erişilmez. İnsan ölmek istediği için utanmaz artık; nefret ettiği eski hücresinden alınıp ilk işi nefret etmeyi öğrenmek olacağı yeni hücresine konulmak için yalvarıp yakarır. Bunda belirli bir inancın kalıntısı da etkilidir; taşınma sırasında efendi koridorda görünecek, tutukluya şöyle bir bakacak ve diyecektir ki: "Bu adamın yeniden hücreye kapatılmasına gerek yok. O bana geliyor artık."
- 05/08/2017 03:30
Kendi alın kemiği kendi yolunu tıkıyor. (Kendi alnına toslayarak alnını kana buluyor.) O, kendini bu dünyada hapsedilmiş hissediyor, kuşatılmış hissediyor kendini; tutuklunun üzüntüsü, acizliği, hastalığı, çılgın kuruntuları onun içinde de infilak ediyor; hiçbir avuntu onu avutamaz, salt avuntu olduğu için, tutsaklığın hayvani gerçeğine karşı nazik ve baş ağrıtan bir avuntu olduğu için. Ama eğer gerçekten ne istediği sorulsa, cevap veremez, çünkü bu onun en sağlam delillerinden biri özgürlük fikrine sahip değil.
- 15/05/2017 00:30
Dilim şeklinde bir parça, başının arka kısmından kesip çıkarılıyor. Güneş o boşluktan içeri bakıyor ve onunla birlikte tüm dünya. Bu O'nu sinirlendiriyor, yaptığı işe olan dikkatini dağıtıyor, üstelik oyunun dışında bırakılanın özellikle kendisi olması sinirine dokunuyor.Bir sonraki gün tutukluluğun değişmeden sürmesi, hatta daha da sıkılaşması, hatta hiç bitmeyeceğinin kesinlikle belirtilmesi bile, kesin özgürlük önsezisinin yürütüldüğü anlamına gelmez. Aksine, bütün bunlar kesin özgürlüğün zorunlu bir ön koşulu olabilir.