p>(...) Hırsızlık hâdiseleri yaşandığından geceleri ikişer kişi nöbetçi kalıyordu. Bir gece nöbet sırası Nail ile Özcan Beyde idi. Özcan Bey edebiyatçı olduğu için sohbetine doyum olmuyor, uykular açılsın diye birbiri ardına eklenen çaylara anlattığı hâdiselerle, menkıbelerle lezzet katıyordu. Ahmet, işler bitince kısa bir süre aşağıda onlarla birlikte oturmuş, ilk çaylara ortaklık etmiş ve daha fazla dayanamayacağını anlayınca odaya yatmaya çıkmıştı. Yatağına uzandı. Vücudunun her yanında tatlı bir yorgunluk vardı. Artık bedenleri de alışmış, ilk günlerin ağrıları kalmamıştı. Pencereler açık, gece dolunayla aydınlıktı. Hava oldukça sıcak, göklerin çehresi temizdi. Yıldızlar gecenin koyu gözlerinde inci taneleri gibi parlıyordu. Göklerin seyrinden uykuya geçişi çok uzun sürmedi. Ne kadar uyumuştu, saat kaç olmuştu, hiç farkında değildi. Bir ara tahta yatağın üzerinde sağdan sola dönerken kulağına bir çıtırtı geldiğini fark etti. Aldırmadı hiç, gözlerini bile açamadı. (...) -Kitabın İçinden Sayfa 47-
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.