(...)
Arkadaşının, eğlence ve oyun meydanı" sözü ile neyi kastettiği belliydi. Şeyda'nın bir şey duyacak, bir şey diyecek hali kalmamıştı. Kendisini, aciz, zayıf, kimsesiz hissediyordu. Dostları gitti. O en yakınma kaldırdı ellerini... islâm'ın haremgahmda olanlara içi yanıyordu. Yüreğindeki ateşle inledi, ağladı, yalvardı. Kalbi paramparça idi. Edebin anlatıldığı mekanlar, günaha zemin olmuş, içinde öz evladı tutuşmuştu. Duasına selefin büyüklerini ve yüreği yanan insanları da davet etti. Adeta bir manevi dua halkası oluştu. Çok defa yaptığı gibi Abdülkadir-i Geylani Hazretleri'nden de medet istedi. Sanki eliyle göklere çıkmak istiyor, yürek sızısı yürekleri parçalıyor, kerem sahibinden medet umuyordu. Onları ve olanları şanı yüce olan görüyordu. Elini indiremedi duadan... Nasıl indirebilirdi ki? Kendi isteğinin ve iradesinin dışında bir taleple görev yapmış olsa da, esaretten sonraki milli mücadele günlerinin teselli pınarıydı Meşihat...
(...)
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.