İnsanı istendik davranışlarla donatmak, yani eğitmek, çağlar boyunca en önem li sorun olmuştur. Günümüzde bu sorun, gittikçe karmaşık duruma gelmekte ve etkisini daha da yoğun bir biçimde duyurmaktadır. Böyle olmakla birlikte eğitimin önemi, özellikle ülkemizde yeterince anlaşılmamıştır. Oysa insanın davranışlarını tutarlı yani geçerli ve güvenilir bir yönde değiştirmedikçe, özle nen bir yaşam biçimine insanlığın ulaşması söz konusu olmayabilir. İnsan, en somut ve yalın ilişkilerden, en soyut ve karmaşık ilişkilere dek her türlü süreçle iç içe olabilir. Devleti yönetecek, fabrikaları planlayacak, kuracak, işletecek, ürünleri dağıtacak, tüketecek, doğayı işleyecek, ondan ürün alacak, yuva kura cak, okul, yol, baraj yapacak, ya da tüm bunları ortadan kaldıracak, nesne ve olgularla ilgili sorun yaratacak, ya da yaratılan ve yarattığı sorunları çözecek olan insandır. Böyle olunca, insanı tutarlı davranışlarla, yani problem çözücü bilgi ve becerilerle donatmak zorundayız. Bu da eğitimle olabilir.Ayrıca, emek ve sermayenin yanı başında bilim ve teknolojinin de üretimi etki lediği, yapılan araştırmalarla ortaya konulmuştur. Kalkınmanın %30 ile %60'ını bilim ve teknik açıklamaktadır. Yani bilim ve teknik bir alt yapı özeliği taşımak tadır. Ondaki gelişmeler, kültür ve kalkınmanın yönünü nicelik ve nitelik açı sından belirlemektedir. Bilim ve teknik de eğitimin çıktılarıdır. Böyle olmakla birlikte eğitim, sihirli bir değnek değildir; fakat en önemli ve yabana atılmaya cak değişkenlerden biridir. Nitekim ülkemizin içine düştüğü sıkıntıların ne denlerinden biri de yetiştirdiğimiz kişilerdir. En üst düzeylere dek yetiştir diğimizi sandığımız çoğu kişilerde bile tutarsız davranış sayısının büyük öl çülere vardığı söylenebilir. Eğitim düzeyi yükseldikçe, tutarlı davranışların hem nicelik, hem de nitelik açısından artması beklenir. Oysa eğitim siste mimizde düzey yükseldikçe, insanımızda ki tutarlı davranış sayısının buna uygun olarak artmadığı gözlenebilmektedir.
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.